Şampiyonluğun fitilini ateşleyen aksiyon!

Bu sezon 3. teknik adamıyla Arnavutköy’e giden Bursaspor, altın değerinde bir galibiyet elde etti.

Bu sezon 3. teknik adamıyla Arnavutköy’e giden Bursaspor, altın değerinde bir galibiyet elde etti.

Zira, bu maçta 3 puandan gerisi yalandı!

O nedenle Timsah, İstanbul’un kuzeyinde resmen “üçlük” attı.

Hani derler ya;

“3 olsun, bizim olsun” diye, işte aynen öyle…

Çünkü, son 14 maçlık yeni döneme iyi başlamak çok önemliydi.

Giderken;

“Lid’Er’ dön Bursaspor” demiştik.

Nitekim, Mustafa Er, ilk sınavında 3 puanı aldı ve Timsah da maç fazlasıyla liderlik devam etti.

Böylesine geçiş süreçlerinde, kan değişimi; takımları olumlu yönde motive eder.

Oyuncular reaksiyon verir.

Bursaspor da ilk yarıda daha etkili ve istekli oynadı Arnavutköy’de

500’e yakın taraftarının müthiş desteğini de arkasına alan Timsah, iştahlıydı.

ER’DEN KÜÇÜK DOKUNUŞLAR…

Mustafa Hoca’nın, 6 numaraya Musa Çağıran’ı koyması ve 8 numaraya da Eyüp Akcan’ı kaydırmasıyla küçük bir dokunuş yapmıştı kadroya…

Bu dokunuş; hem hücuma ayağa pasla çıkmada hem de ani atakları karşılamada 73 dakika boyunca olumlu sonuçlar verdi.

ÇOK ORGANİZE VE KLAS BİR GOL İZLEDİK

İlk 45’te 12 şuttan 4’ü kaleyi bulurken, 29’da Muhammet Demir’in nefis topuk pasıyla başlayan ve Soner’in “adres teslim asistiyle” devam eden pozisyonu İlhan Depe, uzak köşeye yaptığı klas plaseyle taçlandırdı.

GÖZÜMÜZÜN PASI SİLİNDİ

Bu organize gol, açıkçası gözümüzün pasını sildi.

Hani “tak tak tak” derler ya, gerçekten de o tarzda hızlı ve akıl dolu 3 pasta güzel bir gol atıldı. İlhan Depe de 17. lig maçında 7. golüne imza attı.

 

Ancak ikinci yarıya daha istekli, başlayan taraf Arnavutköy’dü.

Daha çok öne çıktılar, pozisyon aradılar, ama kendi evindeki koskoca 90 dakikayı 3’te 1 isabetli şutla bitirdiler…

Bunda klas ve tecrübe farkının rolü büyüktü.

Bursaspor, takım savunmasıyla rakibini ataklarını daha fazla tehlikeli olmadan iyi alan kapatarak ve gerektiği gibi basarak savuşturdu.

Açık söyleyeyim;

Bu futbolu çok övemeyiz.

Zira, o klas ve deneyim farkı tabelaya gerektiği kadar yansımadı.

Fakat, bu kritik virajın geçilmesi gerekiyordu ve araba devrilmeden Arnavutköy virajı da kazasız belasız aşıldı.

Bazen, böyle durumlarda tabelaya bakmak gerekir.

16’da 6 isabetli şutla 1 gol bulmak; üretkenlik adına düşündürücü olsa da, 3 puanı heybeye koyup yola kayıpsız devam etme adına bu galibiyet değerliydi.

UYUM SÜRECİ VE OYUNUN GÜCÜ…

Yeni transferlerin takıma uyum süreci arttıkça, kadronun “oyun gücü” de artacaktır.

Mustafa Er’in, pazar günkü Adanaspor maçına dek 3 günlük periyotta bazı eksikleri giderme adına icraatlarda bulunacağını düşünüyorum.

Ancak asıl farkı, Isparta’da ve evdeki Kırklareli maçlarında göreceğimizi umuyorum.



“ŞAMPİYON YAP BİZİ MUSTAFA HOCA”

Futboldan öte, beni sevindiren çok önemli bir gelişme yaşandı bu maçta…

Stadyumda kendilerine ayrılan yere sığmadıkları için (300 kontenjan vardı) apartmanların çatılarına kadar çıkan ve tel örgü arkasından maçı izleyen cefakar taraftar, henüz 48 saat önce göreve gelen hocalarına şarkı uyarlamaları benim çok hoşuma gitti.

Batalla’ya yapılan o meşhur tezahürattan sonra taraftar ilk kez Mustafa Er için uyarlanan bir beste söyledi:

“Beraber yürüdük biz bu yollarda,

Beraber ıslandık yağan yağmurda,

Şimdi sıra geldi şampiyonluğa…

ŞAMPİYON YAP BİZİ MUSTAFA HOCA!”

Bu tezahüratı, hem maçta hem de galibiyet sonrası kutlamada söyleyen Teksas, oluşturduğu bu müthiş sinerji ve kenetlenmeyle bence şampiyonluğun fitilini ateşledi.

(Bu arada Ertuğrul Sağlam’ın Ocak 2009’da Özlüce’deki imza töreninde söylenen “Al kupayı Ertuğrul Hoca” tezahüratı aklına gelenler parmak kaldırsın.)

Düşünsenize;

Pazar günü Adanaspor maçından önce 40 bin kişilik koro; hep bir ağızdan, Mustafa Er’e uyarlanmış bu tezahüratı yaptığında nasıl süper bir atmosfer olur!

“ATEŞTEN GÖMLEĞİ” HEP GİYMİŞTİ

 “Muhtar gel bizi kurtar” tarzında, en kötü koşullarda bile (tahta kapalıyken, Vakıfköylü gençlerle oynarken) ne zaman çağrılsa koşarak gelen ve o “ateşten gömleği” gözünü kırpmadan giyen  kendi öz evladı Mustafa Hoca’yı böyle bağrına basınca, haliyle bunu gören futbolcu da, arması ve hocası için, bir koşacaksa iki koşar! Tekmeye kafa sokar!

İşte, onun için ben Arnavutköy’deki bu “sahiplenmeli ve besteli” aksiyonu;

Camiayı daha da birleştirecek ve…

Şampiyonluğun fitilini ateşleyecek çok değerli bir hareket olarak değerlendiriyorum.