Yakın zamandan beri gündemde olan, resmi basın toplantılarında netleşmeden dile getirilen NBA Europe projesi, 2025 sonrası daha somut bir çerçeveye kavuşuyor.
Bu sürecin
en kritik parçalarından biri ise Basketbol Şampiyonlar Ligi’nin (BCL) yeni
lig yapısındaki rolü…
Atina’da düzenlenen ve NBA Europe’un masaya yatırıldığı toplantıya BCL CEO’su Patrick Comninos’un katılması, bu entegrasyonun en güçlü işaretlerinden biri olarak değerlendiriliyor. FIBA ve NBA iş birliği, Uluslararası Basketbol Federasyonu’nun önceliklerini koruyacak şekilde şekilleniyor.

Yeni lig
yapılanmasında FIBA pencerelerine saygı duyulması ve hafta sonlarının yerel lig
maçlarına ayrılması bu kararların başında geliyor.
NBA
EUROPE’TA YÜZDE 25 KONTENJAN, BAŞARIYA DAYALI
Bununla
birlikte BCL, NBA Europe için ana eleme ve geçiş platformlarından biri
olarak konumlandırılacak. Planlamalara göre, NBA Europe’ta her koşulda
kontenjanın yüzde 25’i sportif başarıya dayalı olarak açık kalacak. Bu, 16
takımlı bir ligde dört, 20 takımlı bir formatta ise beş takımın eleme yoluyla
lige katılabileceği anlamına geliyor.
Gelirlerin
artırılması, rekabet seviyesinin yükseltilmesiyle NBA Europe’a katılamayan
kulüplerin yeniden deneme motivasyonunu koruması bu stratejinin temel unsurları
arasında yer alıyor. BCL’nin, Avrupa basketbolunun “orta sınıf” kulüpleri
için sürdürülebilir bir gelir kaynağı hâline gelmesi durumunda, FIBA ve
NBA’in öngördüğü piramit yapı modelinin hayata geçebileceği
belirtiliyor.
Bu modelin,
aşağıya doğru yayılan bir ekonomik etkiyle, Eurolig seviyesinde imkânlara sahip
olmayan kulüpler için yeni bir büyüme yolu açması hedefleniyor. Yıllardır
konuşulan mevzuydu ama geçen 25 Mart’ta New York’taki ortak basın toplantısıyla
olay tekrar gündeme geldi.
Amerikan Basketbol Ligi NBA’in baş yöneticisi Adam Silver ile FIBA Genel Sekreteri Andreas Zagklis medyanın karşısında çıkıp Avrupa'da yeni bir profesyonel erkek basketbol ligi kurmak için ortak araştırma yaptıklarını duyurdu. Ayrıca basketbolun kıta genelinde büyümesini hızlandırmaktan da söz ettiler.

Bu ortak açıklama, basketbol gündemini allak bullak etti.
Öyle ya, dünyanın belki en yaygın oynanan bu takım sporu bir türlü sağlıklı bir ekonomiye kavuşamamıştı. Belki bu yeni girişim değerlendirilemeyen potansiyeli hayata geçirirdi.

Çünkü kimi
araştırmalara göre, yıllık 3 milyar dolara ulaşacak bir pazardan söz
ediliyordu. Ancak bu potansiyeli bir anda hayata geçirmek öyle çok kolay
gözükmüyor.
Bir kere
Avrupa’da 2000 yılından beri süre gelen iki başlı bir yapı var; bir yanda 26
sezondur oynanan Eurolig, diğer yanda FIBA’nın kendi turnuvaları…
Fenerbahçe
Beko ve Anadolu Efes’in de hissedarı olduğu Eurolig de bu sezondan itibaren 20
takımlı yarı kapalı bir sistem uygulanırken, FIBA’nın kulüp turnuvaları kalan
takımlarla yoluna devam ediyor. Çeyrek yüzyıldan fazladır devam eden bu iki
başlı sistem sebebiyle hem takvim karmaşası çıkıyor hem potansiyel gelir elde
edilemiyor.
Son
Şampiyon Fenerbahçe’nin kazandığı ödül 1.8 milyon Euro. Pazarlama havuzundan alacakları
miktarı da eklesek Fenerbahçe’nin eline geçecek rakam son derece düşük. Çünkü o
sezon tüm giderler dâhil, bütçelerinin 33.5 milyon Euro olduğu tahmin ediliyor.
Aynısı Eurolig’in
büyük bütçeli diğer takımları için de geçerli. Hâlbuki giderler hanesi son
derece kabarık. Eurolig de iddialı, en azından play-off’a yükselecek bir
kadro kurmanın sezonluk maliyeti neredeyse 30 milyon Euro’dan başlıyor.
EN YÜKSEK
BÜTÇE REAL MADRİD’İN
Eurolig’de
en yüksek bütçeli takım 45 milyon Euro ile Real Madrid…
Buna
karşılık İspanyol devi, her sezon yaklaşık 20 milyon Euro zarar ediyor. Bir
araştırmaya göre Eurolig’de 20 takımın toplam harcaması 550 milyon Euro’ya
yakın. Eurolig yeterince doğrudan gelir yaratamıyor. Mevcut sezonda toplam
yayın hakları geliri yaklaşık 51 milyon Euro, sponsorluk gelirleri ise yaklaşık
21 milyon Euro.
Bu toplam 72
milyon Euro’yu, masraflar çıkarıldıktan sonra 20 takıma dağıtınca takım başına
büyük bir rakam kalmıyor.
Elbette,
takımların bilet, ağırlama ve sponsorluk ile ülke içi yayın haklarından gelen
gelirleri de var. Zaten bu sebeple 20 milyon Euro karşılığında son Dörtlü Final’i
Abu Dabi’de düzenlemeyi kabul ettiler.
Hal böyle
olunca yüksek giderleri karşılamak için iki yol kalıyor:
Ya Real
Madrid, Barcelona, Bayern Münih ve Fenerbahçe’deki gibi arkada destek veren bir
futbol kulübü olacak ya da Panathinaikos, Olympiakos, Armani Milano ve Anadolu
Efes’teki gibi cömert bir şirket ya da kulüp sahibi takımı finanse edecek.
İşte tam da bu nedenle NBA Avrupa da yeni bir lig kurmak için kolları sıvadı. NBA, basketbolda yayın hakları ve sponsorluk konusunda dünyadaki gelirleri âdeta tek başına çeken dev bir lig. Yıllık toplam gelirinin 11 ila 12 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Bunun
yanında pazarlama konusunda müthiş bir deneyimleri var. Bununla beraber Avrupa’da
bir mini NBA yaratıp bir anda 3 milyar dolarlık pazar yaratmak pek gerçekçi
gözükmüyor. Henüz bir potansiyel yeni ligde hangi takımların yer
alacağına dair bilgi bile yok.
Mesela, NBA Avrupa’nın direktörü George Ayvazoğlu, “İspanya'da Madrid, Barselona, İngiltere'de Londra ve Manchester, Fransa'da Paris ve Lyon, İtalya'da Milano ve Roma, Almanya'da Münih, Frankfurt ve Berlin gibi şehirlerle ilgileniyoruz. Ayrıca Türkiye pazarıyla da ilgileniyoruz” diyor.

NBA’İ
TAKLİT ETMEKLE BU İŞ ÇÖZÜLMEZ
Tüm bu
şehirlerde birer takımla anlaşılsa ya da yeni takım kurulsa bile önce Avrupa’da
basketbolun yapısal sorunlarının çözülmesi şart. NBA’in her biri devasa
salonlara sahip ve ticari mantıkla yönetilen takımlarını taklit etmekle bu iş
çözülmez.
Önce o
kapasiteye yakın salon bulunacak, buna uygun idari ve ticari kadro
oluşturulacak, son olarak da seyirciler tamamen kapalı ve belki sezonda 60
maçlık bir lige ikna edilecek. Bunun kısa vadede gerçekleşmesi pek de mümkün görünmüyor.
Bu arada
Avrupa basketbolunu bekleyen 3 risk var;
1-Yetersiz
sürdürülebilirlik NBA Avrupa da kurulsa, Eurolig de devam etse basketbolun
gelirlerini bir şekilde artırması lazım. Avrupa’da yaklaşık 25 milyar dolarlık spor sponsorluğu
pazarı var. Basketbol bundan daha fazla pay almalı. Ayrıca İngiltere’nin yer
almadığı bir spor turnuvasının medya geliri kaçınılmaz olarak kısıtlı kalıyor.
Bunlar yapılmadıkça Avrupa’da basketbol hep ikinci planda kalacak.
2-Diğer
liglerin yok oluşu; Mevcut durumda Eurolig’in diğer turnuvalara karşı büyük bir
üstünlüğü var. Bir
de NBA destekli yeni bir lig kurulursa bunun dışında kalan ulusal liglere ve
diğer takımlara ticari olarak nefes alacak hiçbir alan kalmaz. Yeni oluşum
Avrupa’daki pastanın tamamına yakınını alır. Sadece yeni ligde oynayacak
takımlar sebebiyle ulusal ligler önemsiz hale gelir.
3-Milli Takımlar
riski; Avrupa basketbolunun çok önemli ayağı da milli takım turnuvaları, son 20
yılda takvim sıkışıklığı sebebiyle sorunlar yaşansa da Avrupa Basketbol Şampiyonası
hâlâ önemli bir turnuva. NBA Avrupa kurulduğundan itibaren bu turnuvanın
geleceği tehlikeye girer. Eleme maçları için takvimde yer kalmaz!
Finallerin çekiciliği de kalmaz, yani tüm bunlar çok ince eleyip sık dokunacak
hesaplar gerektiren işler olacak.





Yorumlar