HABERLER

Pastayı kapma savaşları…

Resmi basın toplantılarında netleşmeden dile getirilen NBA Europe projesi, 2025 sonrası daha somut bir çerçeveye kavuşuyor.

Giriş: 01.01.2026 18:20 | Güncelleme: 01.01.2026 18:38
Paylaş
Pastayı kapma savaşları…

Yakın zamandan beri gündemde olan, resmi basın toplantılarında netleşmeden dile getirilen NBA Europe projesi, 2025 sonrası daha somut bir çerçeveye kavuşuyor.

Bu sürecin en kritik parçalarından biri ise Basketbol Şampiyonlar Ligi’nin (BCL) yeni lig yapısındaki rolü

Atina’da düzenlenen ve NBA Europe’un masaya yatırıldığı toplantıya BCL CEO’su Patrick Comninos’un katılması, bu entegrasyonun en güçlü işaretlerinden biri olarak değerlendiriliyor. FIBA ve NBA iş birliği, Uluslararası Basketbol Federasyonu’nun önceliklerini koruyacak şekilde şekilleniyor.


Yeni lig yapılanmasında FIBA pencerelerine saygı duyulması ve hafta sonlarının yerel lig maçlarına ayrılması bu kararların başında geliyor.

NBA EUROPE’TA YÜZDE 25 KONTENJAN, BAŞARIYA DAYALI

Bununla birlikte BCL, NBA Europe için ana eleme ve geçiş platformlarından biri olarak konumlandırılacak. Planlamalara göre, NBA Europe’ta her koşulda kontenjanın yüzde 25’i sportif başarıya dayalı olarak açık kalacak. Bu, 16 takımlı bir ligde dört, 20 takımlı bir formatta ise beş takımın eleme yoluyla lige katılabileceği anlamına geliyor.

Gelirlerin artırılması, rekabet seviyesinin yükseltilmesiyle NBA Europe’a katılamayan kulüplerin yeniden deneme motivasyonunu koruması bu stratejinin temel unsurları arasında yer alıyor. BCL’nin, Avrupa basketbolunun “orta sınıf” kulüpleri için sürdürülebilir bir gelir kaynağı hâline gelmesi durumunda, FIBA ve NBA’in öngördüğü piramit yapı modelinin hayata geçebileceği belirtiliyor.

Bu modelin, aşağıya doğru yayılan bir ekonomik etkiyle, Eurolig seviyesinde imkânlara sahip olmayan kulüpler için yeni bir büyüme yolu açması hedefleniyor. Yıllardır konuşulan mevzuydu ama geçen 25 Mart’ta New York’taki ortak basın toplantısıyla olay tekrar gündeme geldi.

Amerikan Basketbol Ligi NBA’in baş yöneticisi Adam Silver ile FIBA Genel Sekreteri Andreas Zagklis medyanın karşısında çıkıp Avrupa'da yeni bir profesyonel erkek basketbol ligi kurmak için ortak araştırma yaptıklarını duyurdu. Ayrıca basketbolun kıta genelinde büyümesini hızlandırmaktan da söz ettiler.



Bu ortak açıklama, basketbol gündemini allak bullak etti.

Öyle ya, dünyanın belki en yaygın oynanan bu takım sporu bir türlü sağlıklı bir ekonomiye kavuşamamıştı. Belki bu yeni girişim değerlendirilemeyen potansiyeli hayata geçirirdi.


Çünkü kimi araştırmalara göre, yıllık 3 milyar dolara ulaşacak bir pazardan söz ediliyordu. Ancak bu potansiyeli bir anda hayata geçirmek öyle çok kolay gözükmüyor.

Bir kere Avrupa’da 2000 yılından beri süre gelen iki başlı bir yapı var; bir yanda 26 sezondur oynanan Eurolig, diğer yanda FIBA’nın kendi turnuvaları…

Fenerbahçe Beko ve Anadolu Efes’in de hissedarı olduğu Eurolig de bu sezondan itibaren 20 takımlı yarı kapalı bir sistem uygulanırken, FIBA’nın kulüp turnuvaları kalan takımlarla yoluna devam ediyor. Çeyrek yüzyıldan fazladır devam eden bu iki başlı sistem sebebiyle hem takvim karmaşası çıkıyor hem potansiyel gelir elde edilemiyor.

Son Şampiyon Fenerbahçe’nin kazandığı ödül 1.8 milyon Euro. Pazarlama havuzundan alacakları miktarı da eklesek Fenerbahçe’nin eline geçecek rakam son derece düşük. Çünkü o sezon tüm giderler dâhil, bütçelerinin 33.5 milyon Euro olduğu tahmin ediliyor.

Aynısı Eurolig’in büyük bütçeli diğer takımları için de geçerli. Hâlbuki giderler hanesi son derece kabarık. Eurolig de iddialı, en azından play-off’a yükselecek bir kadro kurmanın sezonluk maliyeti neredeyse 30 milyon Euro’dan başlıyor.

EN YÜKSEK BÜTÇE REAL MADRİD’İN

Eurolig’de en yüksek bütçeli takım 45 milyon Euro ile Real Madrid…

Buna karşılık İspanyol devi, her sezon yaklaşık 20 milyon Euro zarar ediyor. Bir araştırmaya göre Eurolig’de 20 takımın toplam harcaması 550 milyon Euro’ya yakın. Eurolig yeterince doğrudan gelir yaratamıyor. Mevcut sezonda toplam yayın hakları geliri yaklaşık 51 milyon Euro, sponsorluk gelirleri ise yaklaşık 21 milyon Euro.

Bu toplam 72 milyon Euro’yu, masraflar çıkarıldıktan sonra 20 takıma dağıtınca takım başına büyük bir rakam kalmıyor.

Elbette, takımların bilet, ağırlama ve sponsorluk ile ülke içi yayın haklarından gelen gelirleri de var. Zaten bu sebeple 20 milyon Euro karşılığında son Dörtlü Final’i Abu Dabi’de düzenlemeyi kabul ettiler.

Hal böyle olunca yüksek giderleri karşılamak için iki yol kalıyor:

Ya Real Madrid, Barcelona, Bayern Münih ve Fenerbahçe’deki gibi arkada destek veren bir futbol kulübü olacak ya da Panathinaikos, Olympiakos, Armani Milano ve Anadolu Efes’teki gibi cömert bir şirket ya da kulüp sahibi takımı finanse edecek.

İşte tam da bu nedenle NBA Avrupa da yeni bir lig kurmak için kolları sıvadı. NBA, basketbolda yayın hakları ve sponsorluk konusunda dünyadaki gelirleri âdeta tek başına çeken dev bir lig. Yıllık toplam gelirinin 11 ila 12 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.




Bunun yanında pazarlama konusunda müthiş bir deneyimleri var. Bununla beraber Avrupa’da bir mini NBA yaratıp bir anda 3 milyar dolarlık pazar yaratmak pek gerçekçi gözükmüyor. Henüz bir potansiyel yeni ligde hangi takımların yer alacağına dair bilgi bile yok.

Mesela, NBA Avrupa’nın direktörü George Ayvazoğlu, “İspanya'da Madrid, Barselona, İngiltere'de Londra ve Manchester, Fransa'da Paris ve Lyon, İtalya'da Milano ve Roma, Almanya'da Münih, Frankfurt ve Berlin gibi şehirlerle ilgileniyoruz. Ayrıca Türkiye pazarıyla da ilgileniyoruz” diyor.




NBA’İ TAKLİT ETMEKLE BU İŞ ÇÖZÜLMEZ

Tüm bu şehirlerde birer takımla anlaşılsa ya da yeni takım kurulsa bile önce Avrupa’da basketbolun yapısal sorunlarının çözülmesi şart. NBA’in her biri devasa salonlara sahip ve ticari mantıkla yönetilen takımlarını taklit etmekle bu iş çözülmez.

Önce o kapasiteye yakın salon bulunacak, buna uygun idari ve ticari kadro oluşturulacak, son olarak da seyirciler tamamen kapalı ve belki sezonda 60 maçlık bir lige ikna edilecek. Bunun kısa vadede gerçekleşmesi pek de mümkün görünmüyor.

Bu arada Avrupa basketbolunu bekleyen 3 risk var;

1-Yetersiz sürdürülebilirlik NBA Avrupa da kurulsa, Eurolig de devam etse basketbolun gelirlerini bir şekilde artırması lazım. Avrupa’da yaklaşık 25 milyar dolarlık spor sponsorluğu pazarı var. Basketbol bundan daha fazla pay almalı. Ayrıca İngiltere’nin yer almadığı bir spor turnuvasının medya geliri kaçınılmaz olarak kısıtlı kalıyor. Bunlar yapılmadıkça Avrupa’da basketbol hep ikinci planda kalacak.

2-Diğer liglerin yok oluşu; Mevcut durumda Eurolig’in diğer turnuvalara karşı büyük bir üstünlüğü var. Bir de NBA destekli yeni bir lig kurulursa bunun dışında kalan ulusal liglere ve diğer takımlara ticari olarak nefes alacak hiçbir alan kalmaz. Yeni oluşum Avrupa’daki pastanın tamamına yakınını alır. Sadece yeni ligde oynayacak takımlar sebebiyle ulusal ligler önemsiz hale gelir.

3-Milli Takımlar riski; Avrupa basketbolunun çok önemli ayağı da milli takım turnuvaları, son 20 yılda takvim sıkışıklığı sebebiyle sorunlar yaşansa da Avrupa Basketbol Şampiyonası hâlâ önemli bir turnuva. NBA Avrupa kurulduğundan itibaren bu turnuvanın geleceği tehlikeye girer. Eleme maçları için takvimde yer kalmaz! Finallerin çekiciliği de kalmaz, yani tüm bunlar çok ince eleyip sık dokunacak hesaplar gerektiren işler olacak.

 

Yorumlar

Haber Arama